Anadolu Gençli Derneği (AGD) İstanbul Şubesi, Boğaziçi Üniversitesi önünde Kâbe ve İslam’ın kutsallarına hakaret ederek provokasyon yapan cinsel sapkınlara tepki göstermek amacıyla protesto gösterisi ve basın açıklaması düzenledi.

Beyazıt Meydanında gerçekleştirilen ve yüzlerce kişinin katılım sağladığı basın açıklaması Ümit Can Ateş’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

AGD İstanbul Şube Başkanı Yunus Genç

Programda kısa bir konuşma yapan AGD İstanbul Şube Başkanı Yunus Genç, “Bizler Milli Gençlik olarak diyoruz ki; İslam vazgeçilmezimizdir. Bir avuç kendini bilmezin özgürlük kisvesi altında dinimize, inancımıza, kutsal değerlerimize saldırmasına asla göz yumamayız. Bir saygısızlık yapıp bunu özgürlük kelimelerinin arkasına gizleyen insanlara sözümüz var. İşte burada gördüğünün üniversite gençliği dimdik kutsalının yanındadır. O özgürlük dediğinizin arkasında bulunan o sapıklığın, batının ve siyonizmin dimdik karşısındadır.” dedi.

Basın açıklamasını okuyan AGD İstanbul Şubesi Üniversite Komisyonu Başkan Yardımcısı Serhat Altun, mukaddes Kâbe’ye karşı yapılan saygısızlığın kabul edilemez olduğunu söyledi.

“Kâbe-i Muazzama sadece Müslümanların değil tüm insanlığın kurtuluşunu sembolize etmektedir”

Altun, “Kâbe-i Muazzama, gönüllerin huzur ile dolmasıdır. Kâbe-i Muazzama, Allah’ın rahmetinin simgesidir. Kâbe-i Muazzama, tüm inananları bir araya getiren, aynı safta buluşturan, aynı inançla aynı yöne çeviren Dünya’daki en birleştirici mekândır. Kâbe-i Muazzama, Müslümanlar için sadece taşlardan ibaret olan bir yapı değildir. Kâbe-i Muazzama, dünyamızda meydana gelen tüm zulümlerin ve haksızlıkların bir gün sona ereceğinin, nizamın ve insanlığın yalnızca adalet ve tevhid ile huzur bulacağının en önemli sembolüdür. Bu nedenle, Kâbe-i Muazzama sadece Müslümanların değil tüm insanlığın kurtuluşunu sembolize etmektedir. Tarih boyunca kutsal mekânlara ve mabetlere çeşitli saldırılar ne yazık ki gerçekleştirilmiştir. Bu tarz aşırılıkları ve hadsizlikleri gerçekleştirenlerin tarih nezdinde ve vicdanlarda hak ettikleri yeri almışlardır. Bu saldırılar bugün de devam etmekte ve farklı kılıflarla lanse edilmeye çalışılmaktadır.” diye konuştu.

AGD İstanbul Şubesi Üniversite Komisyonu Başkan Yardımcısı Serhat Altun

“Kutsalımıza saldırıları asla meşru görmeyeceğiz”

Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen protestolar esnasında açılan bir sergide, Kâbe’nin tahrif edildiği bir resmin sergilenmesi suretiyle İslam’ın kutsal ve mukaddes mekânı Kâbe’ye karşı saygısızca bir saldırı gerçekleştirildiğini hatırlatan Altun, “İnsanlığın ilk mabedi, yeryüzünün adalet ve tevhid simgesi, kıblegâhımız Kâbe-i Muazzama’ya karşı gerçekleştirilen hiçbir saygısızlık kabul edilemez. Bu çirkin hadise, sapkın zihniyetlerin içinde bulunduğu gafletin önemli bir delilidir. Malcom X’in de dediği gibi; ‘İslâm’a sövmekten başka fikri olmayanlar fikrin değil, İslâm’a sövmenin özgürlüğünü istemektedirler.’ Mukaddesatımıza yapılan bu saldırılara alışmayacağız, meşru görmeyeceğiz, kabul etmeyeceğiz ve her daim karşısında olacağız.” şeklinde konuştu.

Batıl ve sapkın zihniyetlerinin her daim karşısında olmaya ve hakkı haykırmaya devam edeceğiz”

“Önce Ahlak ve Maneviyat” düsturuyla kuşanmış üniversite gençliği olarak protestolarının meydana geldiği ilk tarihlerde ‘İtiraz edilecekse de itirazlar ahlaklı olmalıdır.’ diye bir çağrı yaptıklarını söyleyen Altun, açıklamasını şu şekilde tamamladı:

“İtirazlar kimsenin kutsalına hakaret etmedikleri sürece dikkate ve saygıya değerdir. Yakıp yıkmak, uğruna yaşanılan değerlere hakaret etmek, bu değerlerle dalga geçmek ancak kötü niyetin ve nefretin dışa vurumudur. Kazanılan bu nefreti de bir mazlummuş gibi rol oynayıp, ‘Bakın biz kimseye bir şey demiyoruz. Bize nefretle bakıyorlar!’ diye savunma yapılması art niyetli bir algıdan başka bir şey değildir. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim ve Âlemlere Rahmet Peygamber Efendimiz (Sallalahu Aleyhi Vesellem) ilmin edepten yoksun olamayacağına ve kurtuluşun ahlaklı nesillerin yetiştirilmesiyle gerçekleşeceğine sık sık vurgu yapmıştır. Ecdadımız da Kur‘an’ı ve peygamberimizi örnek alarak bizlere bu vatanı ve gençliğini emanet etmiştir. Bizler de; ‘Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli’ inancıyla ilk insan Hazreti Adem’den kıyamete kadar sürecek olan hak ve batıl mücadelesinde, batıl ve sapkın zihniyetlerinin her daim karşısında olmaya ve hakkı haykırmaya devam edeceğiz.” (İLKHA)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here