Tabrizebidar: Mahmud Namdar, İran geleneksel müziğinde uzman ve hat sanatı alanında kırk yıl çalışan ve Davut Azad gibi üstatlardan eğitimi almış biridir.
Eşsiz müziğiyle ünlüdür ve müzik sanatının yanı sıra hat sanatında da eserleri vardır.
Tebrizli bu ünlü sanatçı ile samimi bir röportaj yaptık:

Müzik sanatıyla ilgili tanımınız nedir?

Diğer sanatlar gibi müziğin de genel tanımları vardır; Müzik, duyguları seslerle ifade etme sanatı, bilimi ve dilidir; Bir resmin renkleri ve gereksinimleri aracılığıyla sanatçının duygularını ifade etmesi gibi.
Diğer sanatlar gibi müziğin de temelleri ve her ülkenin kendi müziği vardır; Bu arada, tüm dünyada ortak olan bir tür dünya müziğimiz var.

Hangi müzik küreselleştirilebilir?
Bazı insanlar Batı (klasik) müziği dünya müziği olarak adlandırırken, tüm dünya müziği estetik temellerine dayalı olarak küreselleşme potansiyeline sahiptir ve bu Batı’ya özgü değildir. Müziğin güzel dereceleri vardır ve bu derecelere göre sıralaması belirlenir; Yani, müzikoloji bilimi ve o müziğin güzellik derecesi ne kadar yüksekse, o eser o kadar ünlü olacaktır. Kişinin yeteneğine bağlıdır; İran müziğinde olduğu gibi dünyada da tanınan pek çok figür var.
Müzik, düşük ve yüksek olmak üzere iki seviyede kategorize edilebilir; Örneğin müzik, reklam gibi işlevsel bir etki olarak kullanılıyorsa, daha düşük seviyede olacaktır. Yani bir kaligrafi eseri reklam olarak kullanırsak pek bir değeri olmayacak; Şehrin dükkanlarındaki manşetler bunu gösteriyor ve kimse onu bir sanat eseri olarak tanımıyor.
Müzik ya da kaligrafinin içinde bir sanat eseri yoktur, ancak eserini sanat eseri olarak bilinen noktaya getiren sanatçıd vardır. Mesela ayak altında ezilen bir halı var ve duvara asılan resim şeklinde alınan bir kilim var; İlk halının üzerinde çok fazla çaba gösterilmediği için sanat eseri olmamış ve ikinci halı için çok emek verildiği için bir sanat eseri olarak kabul edilmiştir. Müzik, kaligrafi, resim vb. Alanlara giren hiç kimsenin başından beri sanatçı olarak görülmesi söz konusu değildir; Daha ziyade bu kişi bir teknik ve mesleği öğrenmek için ilk etapta alana girer ve daha sonra belirli koşullarda sanatçı derecesine ulaşır.
Sanat sahibi olmakla sanatçı olmak arasında fark var; Kişi, sanatsal faaliyet yoluyla bir sanat eseri yaratabilir. Endüstriyel bir faaliyeti sanat eserine dönüştürmek için birçok faktöre ihtiyaç vardır. Mesela bir kişi mesleğine doğru şekilde devam ederse yıllar sonra bir sanat eseri yaratabilir veondan sonra yarattığı yeni her şey bir sanat eseri olur.
Birçok müzisyen müzikler yapar ama o eser bir sanat eseri olarak kalmaz; Bir süre toplulukta çalınır ama bi süre sonra o eserden hiçbir iz kalmaz ve modası geçer; Bir sanat eserinin asla modası geçmez; Örneğin bir sanat eseri olan “Mozart” ın veya “Beethoven” ın eserlerinin hiçbir zaman modası geçmez ve bu eserlerin yaratılmasının üzerinden 200 yıl geçmesine rağmen, müzikleri bir sanat eseri olduğu için hala aynı şöhrete sahiptir.

Image title

Sanatçı lakabı hakkında doğru düşünce hangisidir?
Maalesef toplum öyle bir hale geldi ki, müzik yapanların tümü sanatçı olarak biliniyor; Bu bir yanılgıdır; bir kişi işinde becerikli ve titiz bile olabilir ama işini bir sanat eseri olarak kabul ettiremeyebilir.
Allah’ın kendisine sanatsal bir kişilik bahşettiği bir sanatçı, tüm yapıtları kesinlikle en iyiler arasında olacaktır. Mozart 33 yaşına kadar yaşadı ve daha uzun yaşasaydı daha değerli eserler yaratacaktı; Bu tür işleri nasıl yarattığı sorulduğunda, “Tüm düşüncelerim ve ilhamlarım Tanrı’dan geliyor” diyor.
Her sanatçı,eserinin hangi sanatçı için olduğunu bilmesi için çalışmalarını imzalar ama Beethoven’in eserinin imzası GOD kelimesiydi; Yani, bu çalışmaların Tanrı’dan ve Tanrı için olduğunu bilin.
Aynı şey ülkemizin sanatçılarında da geçerli; hattat “Mirza Gulam Rıza İsfahani”nin ölümünün üzerinden 150 yıl geçti; Bu büyük ressam ve hattatın imzası “Ya Ali Meded”di; yani o hakkı düşünmüş ve savunmuştur.

Her sanatın ilham alma gerektiği ne kadar doğru?
Bir sanat eseri, fiyatlandırılamayacak bir düzeye ulaşabilir. Sanatın ilham yeteneği olmasaydı, yok olurdu. Müziği ölümsüz kılan sadece kalitesi değildir, eğer bir eser aşkla yapılmazsa, asla ölümsüzleştirilemez ve bunun için kişinin aşık olması gerekiyor.
Aşk, tek bir noktaya odaklanmak demektir; Birini görmek, birini istemek ve birini aramak demektir. aynı zamanda Tasavvufta tektanrıcılık aşık olmak demektir; Çünkü aşık olunmazsa tek bir noktaya odaklanılamaz ve dağılır.
Hafız’ın şiirlerinin 700 yıl sonra zihinlerde kalmasının nedeni budur. Kendisi şöyle söyleyerek yarattığı eserin değerini biliyor:
Sen kabul edene kadar sözüm yüreklere işledi
Evet, evet, aşk sözünün bir işareti var
Aşık olan kişi, tüm eserlerini odak ve sevgi ile yarattığı için eseri güzelleşir. Aşık, bir güzellik görmüş ve gözlerinde bu güzellikten başka hiçbir şey kalmamış demektir; Sonuç olarak yarattığı her şeyde, düşüncesinde ve sözünde o güzelliktir ve yarattığı eserlerinde o güzelliğin bir işareti vardır.
Bu tüm sanatlarda geçerlidir; Örneğin şiir sanatında Hafız ve Saadi’nin şiirlerinin hepsi tematik bir bütündür ve tek bir varoluştan bahseder. Bunu ifade etme yolları, bir birimin farklı şekillerde ve ruh sayısında varolması olabilir, ancak hepsi aynı kaynağa götürür ve aynı kaynağı ifade eder.
Sanatının küreselleşmesini ve eserinin sonsuza kadar kalıcı olmasını isteyen kişinin kendi içinde birkaç yeteneği olmalıdır; Bunlar, öğrenmeyi, pratik yapmayı vb. İçerir. Ancak bilinmesi gereken son koşul, işi tamamlayan Tanrı’nın yardımıdır; Bu durumda insan artık nefsinin hadisini anlatan maddi alemden, sevgi ve şefkat, saflık, samimiyet ve sadakat hadisini anlattığı başka bir alana girer.
Eserlerini incelediğimizde aşkı, saflığı ve sadakati bulduğumuz pek çok gayrimüslim sanatçımız var. Sanatçı derken sıradan insanların sanatçı dediği sanatçıları değil, eserleri evrensel olan ve eserleri gelecek nesillerin ziyaret etmesi için müzelerde kalan sanatçıyı kastediyorum. Bu sanatçıların tüm eserlerinde aynı sevgi, sadakat ve şefkat meselesi var. Tüm bu sanatçılar ilk etapta aşkı tattılar ve aşk ateşinde yandılar, sonra aynı aşkla eşsiz eserler yarattılar. Bütün bu eserler, gerçeklerden alınmasaydı, yok ulurlardı. Bütün bu konular tasavvufumuzda ve edebiyatımızda mevcuttur.

Hangi müzik insan ruhuna iyi gelir ve hangi müzik zararlıdır?

Her insan doğaya ve Tanrı’nın mahluklarına karşı bir sevgiye sahiptir ve bu sevgi göz ardı edilemez; Bu aşkların her biri için özel bir müzik var. Örneğin, Azerbaycan müziği doğa sevgisiyle doludur; Yani Azeri müziğinin yeteneği daha çok insanın doğaya olan sevgisini ifade etmektir. Ya da, örneğin, pop müzikte insan sevgisi daha belirgindir; Yani, bir pop şarkısının yeteneği, bir kişinin bir kişiye olan sevgisini ifade etmektir.
İran geleneksel müziği de doğaüstüne olan sevgiyi gösterir. Geleneksel müziği icra icra edenlerin çoğu Hafız, Saadi ve Mevlana şiirlerini kullanmıştır; Çünkü bu şiirler ve bu müzik türü, insanoğlunun doğaüstüne olan sevgisini ifade etme yeteneğine sahiptir.

Merhum Şeceriyan hakkında bazılarının “İran halkının sesi” olduğu iddiasını kabul ediyor musunuz?
Sayın Şeceriyan ‘ın İran müziğine yaptığı hizmetler inkar edilemez ve kimsenin ona yaratılan fırsat gibi fırsat yaranacağını düşünmüyorum. Çünkü tarihte büyük sanatçıların çoğuyla oturup kalktığı bir noktadaydı. Hikayesi bu iniş ve çıkışları gösteriyor. Onların huzurunda sadece oturmak bile insanlara ders olur. O zamanlar durum öyle bir durumdu ki, sanatçılar en az 2-3 günde bir birbirlerini ziyaret edebiliyorlardı ama şimdi durum farklı ve kimsenin bu fırsatı yakalayacağını düşünmüyorum.
O kendisinin İran halkının sesi olduğunu iddia etmedi; Tüm yargılarım onun bıraktığı eserlere dayanıyor ve benim için eserleri önemli ve tüm değerlendirmelerim onun çalışmalarıyla ilgili. Şeceriyan yaratıcı bir adamdı ve müziğin yanı sıra başka alanlara adım atsa da o alanda başarılı olurdu.

Son söz?
Müzik alanında bir yere varmış bir sanatçı, aldığı destekle birlikte yüzde yüz kendi çabalarıyla o konuma ulaşmıştır. Sanatçı, birinin onu desteklemeye istekli olduğu bir noktaya gelmelidir. Kanımca şu anda özellikle korona döneminde sanatçıların daha çok desteklenmesi gerekiyor. Çünkü artık korona yüzünden dersler sınırlı ve müzikle ilgili araştırmalar kesilmiştir.
İnsanların bir sanatçıya desteği, bir kaset satın almak kadar olabilir. Sanatçıların yeni eserleri, evlerinde ve entelektüel arayışlardan uzak olmaları nedeniyle kesinlikle iyi çalışmalar olacaktır.

Twitter’da Takip Ediniz. https://twitter.com/TEBRIZHABER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here