Dünya Direniş Şiirindeki “Karabağ Direniş Şiiri”ne bir bakış

0
237

Mehdi Nalbendi

İkinci Dünya Savaşı’nda ilk kez, Fransız partizan şairleri Nazi ordusu tarafından Fransız işgali sırasında işgalcilere karşı yazılan şiirlerini “Direniş Şiirleri olarak adlandırdılar. Bu bakımdan direniş şiirinin hayatı sona ermiş türlerdendir. Ancak Filistinli şair “Gassan Kanafani” daha sonra Siyonist işgalcilere karşı yazılan şiirlere “Adab-ül Mukavemet” adını vermiş ve butür şiirin canlılığını anlatmıştır.
Direniş şiirinin farklı içerikleri vardır. Halkı sabra davet etmek, saldırganı aşağılamak, düşmanın moralini bozmak, küçük zaferleri büyük göstermek için dini ve milli mitleri kullanmak ve düşmanın darbelerini küçümsemek, Umutsuzluk ve kafa karışıklığını önlemek ve umudu canlandırmak için sürekli çaba sarf etmek, direniş şiirinin içerikleridir. Bu özellikler göz önüne alındığında, “Savunma” şiiri “Direniş Şiiri” nin bir dalı olarak adlandırılabilir.
direniş şiirin Küresel türleri var. İrlandalı Fani Parnel’in vatan kaygısını, İtalyan Juzia Ongrati, Mısırlı Hasan Fethülbab, Vietnamlı Ciang Nam, El Salvador’lu Aleksandro Gaze-Ra veya Macar Sandor Petyofi kaygılarıyla aynı görüyoruz .
Özgürlük veonun anlamı, Arnavut “Esad Makuli” dilinde İsveç “Deg Marşuld”, Yunan “Joan Baez” ve Tacik “Mehrefruz” şiirlerindeki gibi kutsal sayılıyor.
Filistin’deki Nasıra kasabasından olan “Cebra İbrahim Cebra”, anavatana hitaben, ülkenin özgür olduğu zamanları ve çocukluk anıları hakkında konuşuyor:
Ey bizim toprağımız
Gençliğimiz rüya gibi
Sende
Bir portakal ağacının gölgesinde
Çiftliklerdeki badem ağaçlarında
geçti
Şimdi bizi hatırla
Çöl tahılları
Ve kayalık dağların arasında avareyiz

Bir sonraki neslin kimliğini kaybetmesi Direniş şairinin temel endişesidir. Ulusal hassasiyetlerin kademeli olarak azalması Direniş şairini ölüme sürüklüyor.
İran İslam Devrimi’nden sonra ve 1980’lerde, İran’a saldırı ve İran halkının Mukaddes Müdafaa günlerinde ortaya çıkan Aşure şiirine dayanan ” Mukaddes Müdafaa şiiri”ı geliştirildi ve dünyanın en parlak Direniş Edebiyatının sayfalarında yer aldı.
Üstad Seyyid Mohammed Hüseyin Şehriyar, Hamit Sebzevari, Ali Muallim, Kaysar Eminpur, Seyyid Hasan Hüseyni, Murtaza Emiri Isfandike, Seyyid Kasım Nazimi, Celal Muhammedi, Hüseyinn Israfili ve Ali Rıza Kazvani bu tür şiirin temsilcileri sayılabilir.
Üstad Şehriyar şehitlerin annelerine şöyle sesleniyor:
Ana! Oğlun Şəhid Oldu Mübarək
Şəhadətlə Səed Oldu Mübarək
ümide Cənnətin Tapdın, Da Səndən
Cəhənnəm Na ümüd Oldu, Mübarək
Belə Toy Kim Görüb Dünyadə Qasim
Toyu Yasə Dönən Şəhzadə Qasim

Ancak Karabağ’a gelince, işgal altındaki bu bölgenin işgalcısını ve işqalini eleştiren ve anlaşmayı protesto eden şiirler, şairler tarafından seslendirildi.
Belki Karabağ ile ilgili bazı şiirlerde bu konuya sadece soy ve asalet, toprak mülkiyet penceresinden yaklaşılmıştır.
Karabağ konusunda konuşan Bahtiyar Vehabzade, “Karabağ Atı” hakkında şunları yazdı: “1956 yılında İngiltere Kraliçesine Karabağ atı-Zaman hediye edildi.
Cıdır ovası
Göğüsünde atların oynamaları,
Cıdır ovası
Yiğitliğin arayışı –
Üzerine de at nail mühür bağlar.
Karabağ cinsi atlar –
Becerimin kişnemesi,
Topuzların kükremesi,
Kılıçların parıltısı
Bir neşterin sesi! …
Bahtiyar’ın şiirinin devamında Karabağ ve bununla ilgili her şey kutsanıyor ve Karabağ atları “Kırat” ve “Durat” ile karşılaştırılıyor:
“Kırat”, “Durat”
Şimdi ne var?
Egzotikler, sergiler!
Bizim zamanımızda ne anlama geliyor
Kral mı kraliçe mi? …
Bu tür şiirlerin edebi özelliklerini inkar etmesek ve onları Anavatan ve memleket için bir gurur kaynağı olarak görürsek bile, onları bir direniş şiiri olarak değerlendiremeyiz, çünkü sabıra davet, saldırganı aşağılama, düşmanın moralini bozma, bu şiirin içeriklerinde yoktur.
Ancak Karabağ meselesinin şiirlerinin en net örnekleri, şairin azadelik ve sebattan söz ettiği, seküler ve dini bir monologda konuştuğu ve dünya ile diyaloğa girdiği şiirlerde görülebilir.
Kuşkusuz bu şiirlerin en net örneği Baba Pünhan’ın şiirinde görülebilir. Pünhan ve bu tür şairlerin şiirlerinden bu kitapta örnekler var, burada yanliz babanın bir şiirinin bir bölümünü örnek verip ve bu önsöze son vermeye karar veriyorum.
Kara toprak beni yutsun, Karabağ elden giderse
Sağ kalmaya hakkım yok. Karabağ elden giderse
Göz göre göre kaç kız-gelin esir oldu
Mezarıma alçak yazın, Karabağ elden giderse
Dert vatanın derdidir, bağ derdi çekenler alacak,
Başka bir yerde güzel bir bağ, Karabağ elden giderse.
… Böyle sırlr ve muammallı gidişle Pünhan,
Umut sadece Allah’dadır Karabağ elden giderse.

http://irdiplomacy.ir/images/www/fa/news/news-primary/2020/1601600697-157641406.jpg

Karabağ şiirinin Direniş içeriği yüreği sızlatıp ve zafer için savaşmaya davet ediyor.
Geşem Necefzade’yi bir dinleyin:
Bilmiyorum akşam nedir, gündüz nedir
Kız-Gelinin tutsak olan günleri.
Şuşam gitdi, bir evladım var, haykırmadım,
Banim gibi evlat ölsün, ey Vatan!
Al kılıcı, vur düşmani böl ikiye,
Bu düşmanlər seni öyle bölmüşler ki …
Bundan sonra şiir vakti değil ki,
Bu şiri yazan ölsün, ey Vatan!

Veya Nermin Kamal’ın “Belirtiler” şiirinde:
… Yumurta yerine yumurta tozu
süt yerine süt tozu
çorba yerine çorba tozu
yenilen bu günlerde
İsrail bayrağına hakaret eden
gözümün dostudur
amma bizim keşfiyyat gibi çebiç mahluk yoktur
dostunu düşmanını ayırmıyor
İsraille ittifak kuruyor

Bu makale, Karabağ direniş şiirini ele alan ve aynı türün diğer örneklerini sunan bir kitabın önsözünden bir alıntıdır.

Twitter’da Takip Ediniz. https://twitter.com/TEBRIZHABER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here