Bölgedeki Tüm Çatışmaların Galibi Uluslararası Siyonizm’dir

0
107
Mahmud Ahmedinejad

İran İslam Cumhuriyeti eski cumhurbaşkanı Dr. Mahmud Ahmedinejad, Kuveyt’in El-Kabas Gazetesine verdiği röportajda; ülke ve dünya gündemine ilişkin konuları değerlendirdi.

Sayın Ahmedinejad, geçtiğimiz iki yıldır İran, ekonomik nedenlerle ve yüksek yaşam maliyeti nedeniyle yaygın protestolara tanık oldu, sizce İranlılar protesto etmek için neden sokaklara çıktılar?

Her ülke ve içindeki her şey kendi halkına aittir ve seçim de halka aittir, protesto ve eleştiri halkın doğal hakları arasındadır. İran’daki anayasa, tüm insanlar için iyi koşulların sağlanmasını güvence altına alıyor, böylece herkes korkmadan görüşlerini ifade edebiliyor ve halk, görevlilerin çalışmalarını değerlendirmek de dahil olmak üzere her konuda görüşlerini, eleştirilerini ve protestolarını sunabiliyor. Bu 1979 halk devriminin en temel hedeflerinden biriydi: Özellikle yetkililerin çalışmalarını eleştirme özgürlüğü, İran halkı eğitimli ve medenidir. Şiddete veya çatışmaya meyilli değildirler. Ve görüşlerini ifade etmek için uygun koşullar mevcutsa Mantıklı, yasal ve yapıcı çalışır ve tüm yasal ve meşru haklarından yararlanırlar. Sırasıyla, geçtiğimiz yıllarda ülke yetkililerine bu konuyu hatırlattım.

Ayrıca Yetkililerin çalışmalarını eleştirisi noktasında Halkın toplanmasına izin verilmesi için birkaç resmi talepte bulundum. Herhangi bir taciz veya insanlara karşı herhangi bir şiddet kullanımı Devrimin özüne ve İslam Cumhuriyeti anayasasının açık metnine aykırıdır. Bu yetkililer ve halk arasındaki uçurumu açar ve durumdan etkilenen sistem olur.

Ülke ekonomisinin çöküşünün nedeni – mevcut hükümetin dediği gibi – ABD ambargosu muydu? Öyleyse, neden nükleer anlaşmadan önceki para birimi ve ekonomi şimdi olduğundan daha iyiydi?

İstikbari güçlerin hegemonyalarını insanlara dayatması ve ambargosu insanlık dışı bir eylemdir ve sonuçları vahimdir. Ancak etkisinin boyutu, ülkenin içeride nasıl yönetildiğine bağlıdır. İran halkı, ekonomik ve siyasi sektördeki iş idaresinin yalnızca ulusal çıkarlarla uyumlu olmadığına değil, Devrimin hedeflerinden ve halkın genel taleplerinden bile uzaklaştığına inanıyor. Ekonomiye çok büyük zararlar verdiler, halkın moralini bozdular, ulusal çıkarları ve İran’ın uluslararası çevrelerle ilişkilerini de tehlikeye attılar. İran ekonomisi rakipsiz bir potansiyele ve hızla büyüyebileceği bir imkâna sahipken halk düşmanlarının ve yozlaşmış dünya güçlerinin istediği buydu. Ancak doğru ve popüler yönetimle dünya ekonomilerinin üst kademeleri arasındaki yerini yeniden kazanacaktır.

Sayın Ahmedinejad’ın İran ile Suudi Arabistan arasındaki çözülmeyen sorunları ve anlaşmazlıkları çözme vizyonu nedir?

İran ve Suudi Arabistan bölge ve uluslararası çevrelerde büyük, önemli ve etkili ülkelerdir, Tarihsel ilişkilerinde önemli ihtilaflar olmadı. Dostluk, işbirliği, koordinasyon ve uyum, iki ülke ve halkının arzuladığı taleplerdir.  Bunlar bölgenin koşullarını değiştirecek, halkları arasında bir tür birlik oluşturacak ve tüm bölge ülkeleri için barış, yeniden yapılanma ve kalkınma için altın fırsatlar yaratacaktır. İki ülke arasındaki anlaşmazlık genellikle halkların düşmanlarının müdahalesiyle ve bölge dışından gelen güçlerin tesiriyle oluyor. Ve iki ülkenin bazı yetkililerinin hataları krizi ikiye katladı Nedeni bölgede agresif politikaların takip edilmesiydi.

Fark ve rekabet ve – Allah korusun – iki ülke arasındaki herhangi bir çatışmanın patlak vermesi Hiçbir galip bırakmayacak aksine hem iki ülkeye hem de bölgedeki tüm ülkelere zarar verecektir. Bundan tek faydalanıcılar, Körfez ve Ortadoğu’nun hassas bölgesindeki dost ve kardeş halkların düşmanları olacaktır. Sonuçta, her iki ülkenin yetkililerine düşen, akıllı olmak ve iki halkın çıkarlarına uygun olmayan herhangi bir faktörün müdahalesini önlemek ve onun ikisinin ilişkilerini etkilemesini engellemek ve kelimenin tam anlamıyla karşılıklı saygıya dayalı bir diyalog yoluyla siyasi anlaşmazlıkları bilgelik ve tedbirlerle çözmeye adamak.

İki tarafa düşen, iki ülke arasındaki temel çıkarları, dayanışmayı ve iki ülke arasındaki birliği ve bunun bölgede ve dünyada insani değerlerin, barış ve kardeşliğin pekiştirilmesindeki geniş etkilerini düşünmek ve hannasın vesvesesinden uzakta durmaktır

Suudi Arabistan, İran’ın içişlerine karışmayacağını söylerken, İran birçok Arap ülkesinin içişlerine karışıyor.  İran müdahale etmekte neden ısrar ediyor?

Bu soruyu önceki soruda cevapladım. İki taraf da suçlamalarda bulundu. Ve şimdi sebebini tam olarak belirtmek istemiyorum. Aksine, kardeşlik ve işbirliğini sürdürmenin gerekliliğini vurgulamak, iki ülke arasındaki kardeşliğin gölgesinde tezahür edebilecek büyük enerji ve potansiyellerine ki bölge halkları olmak üzere tüm halkların yararına pek çok enerji var burada ve bölgedeki rekabet veya olası herhangi bir çatışma sonucunda halkların uğrayacağı ağır kayıplara dikkat çekmek istiyorum

Bazı İran medyası, eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın Suriye’deki protestoların başlamasından bu yana Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevden alınmasına katılan önemli isimlerden biri olduğunu belirtiyor, peki bu ne kadar doğru?

Başkalarının işlerine karışacak konumda olmadım hiç. Bununla birlikte, istisnasız tüm ülkelerdeki tüm halkların görüşlerinin, iktidar makamları tarafından dikkate alınması gerektiğine şiddetle inanıyorum. Herhangi bir görüş ayrılığının ortaya çıkması tüm ülkelerde normal bir durumdur. Ama bu farkı çözmenin yolu savaş ve çatışmadan geçmeyecek asla. Tek emin yol, akılcı ve insani yolları ve insanların fikirlerini takip etmektir.

Tüm ırkları, doktrinleri, kültürleri ve milliyetleri ile dünyanın tüm halkları kendi kaderini tayin hakkına sahiptir. Koşullar ne olursa olsun hiç kimse bu ilahi hakkı kısıtlamasına veya başkalarından çalmasına izin veremez. Bütün ülkelerdeki tüm farklılıkları çözmenin tek yolu, başkalarının işlerine karışmamak, kamuoyuna başvurmak ve halkın iradesinin ülke yönetiminin farklı işlerinde yerine getirilmesine ve tezahür etmesine izin vermektir.

Suriye krizinin başında başlayan ve altı ay süren barışçıl halk protestolarının şiddetle ele alınması ve Beşar Esad’ın protestoların barışçılıklarını bizzat kabul etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

İlk soruya verdiğim cevapta bu konudaki fikrimi dile getirdim

Şu anda herkesin bedelini ödediği Suriye’deki yıpratma savaşını bitirmek için öneriniz nedir?

Bu tür sorunları çözmenin tek yolu başkalarına karışmamak ve halkın görüşlerine danışmak Ve ülkenin kaderini kontrol edenin halkın genel iradesi olmasına izin vermek. Vatan vatandaşın mülküdür. Ne kadar seçkin olursa olsun herhangi bir kişi veya cemaatin kendisini diğerlerinden ayrıcalıklı görme hakkı yoktur.

Arap elitleri, İran’ın 1979’dan bu yana şu anda Suriye’de meydana geldiği gibi itibarını zedeleyen başka bir olaya daha karışmadığına inanıyor. Beşar Esad, İran halkı pahasına tüm bu bedele değer miydi?

Bölgemiz medeniyetlerin ve küresel enerjinin merkezi olduğu ve uluslararası denklemler üzerinde büyük etkisi olduğu için Küresel güçler ülkelerimizi kontrol etmeye çalışıyorlardı ve hala da çabalıyorlar, bu yüzden bir yandan halklar arasında, diğer yandan da bölge ülkeleri arasında yeni bir Ortadoğu yaratmayı amaçlayan programlarıyla kısmen veya tamamen, savaşları ve anlaşmazlıkları körüklemek, yani bu bölgedeki ülkeleri zayıflatmak istiyorlar Bölgedeki ülkelerin gelişmesini ve güçlenmesini istememekte ısrar ediyorlar. Savunmasız, zayıf, geri kalmış ve birbirimize girmiş olmamızı istiyorlar. Bizi güçlenme, birlik olma ve ilerleme fırsatından mahrum etmek istiyorlar ki böylece uluslararası denklemler üzerindeki gerekli etkiyi kaybedelim. Bölgedeki tüm çatışmaların asıl galibinin otoriter güçler ve uluslararası Siyonizm olduğunu düşünüyorum

Filistinli komutanlardan Mahmud Al-Zahar, Bir TV röportajında, 2006’da İran’dan dönüşünde yanında 22 milyon dolar taşıdığını söyledi. Ve bazı İranlılar sosyal medya aracılığıyla bu paranın İran halkının hakkı olduğunu söylediler. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu parayla ilgili mevcut iddialar hakkında özel bir bilgim yoktu.

Önümüzdeki haftalarda Amerika hükümeti değişecek ve İran ile ilişkilerinde yaptırımlar yerine diplomasiyi tercih eden biri iktidara geçecek. Sayın Ahmedinejad, Biden’in nükleer anlaşmaya mevcut haliyle geri döneceğine inanıyor musunuz?

Amerika’nın dış politikasının perde arkasında planlandığına inanıyorum. Ve başkanlarının bunda rolü yoktu hiçbir zaman. Bence bizim açımızdan Amerika başkanının kim olduğu fark etmez. Önemli olan politikaların değişmesidir. Ve İran üzerindeki ambargo, boykot ve ekonomik baskının Demokratların başkanlığı sırasında başladığını unutmamalıyız.

Joe Biden iktidara geldikten sonra, İran ile Washington arasındaki diyalog yeniden başlarsa, İran’ın talep ettiği şartları nelerdir?

Her türlü diyalog ve fikir birliğinin ayrıntılı ve temel değerlere, yani adalete ve karşılıklı saygıya dayanması gerektiğine inanıyorum. Aksi takdirde devam eden sorunların ve anlaşmazlıkların çözümü mümkün değil. Nükleer anlaşma bu bağlamda canlı ve net bir belgedir. Herhangi bir tek taraflı anlaşma uygulanamaz. Gördüğümüz gibi bu tutumun bir soruna çözüm olması mümkün değil.

Sayın Ahmedinejad ülke dışındaki muhalefete yakın bir İran medya kuruluşu, İran’da yaklaşan seçimlerle ilgili son anketleri bildirdi. Buna göre açıklanan anketlerde tüm listelerin başında sizin isminiz var. Sizce neden bu anketlerde ilk isimsiniz? Ve tüm bu prestij ve sevgiyi nereden kazandınız?

İmam Ali’nin (Allah’ın selamı onun üzerine olsun) buyurduğu gibi: “Kişinin kendini tezkiye etmesi çirkindir.” yani kendimi övmem doğru değil.

Sayın Ahmedinejad, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacak mısınız?  Adaylığınızın Uzmanlar Meclisi tarafından kabul edilmesine dair görüşünüz nedir?

Bugün seçimler bizim asıl meselemiz değil, ülke, bölge ve dünyada daha önemli meselelerimiz var ve insani sorumluluğumuz bunlarla önce ilgilenmemizi gerektiriyor.  İhtiyaç olursa zamanla seçimlerle ilgili bazı konuları gündeme getireceğim.

2009’da seçimlerde hile yapıldığı aslında seçimleri Mir Hüseyin Musevi’nin kazandığı iddiasıyla “Yeşil Hareket” adlı protestolar patlak verdi. Bugün o dönem için değerlendirmeniz nedir? Seçimlerde hile yapıldı mı? Ve Musevi’ye yapılan taşlı saldırılara dair fikriniz nedir?

2009 seçimlerinde sahtekarlık iddiasında bulunanlar iddialarını açık bir şekilde geri çekti. Görevim boyunca taşlı saldırılardan veya tutuklamadan memnun olmadığımı defalarca beyan ettim

 İran ile Arap dünyası arasındaki ihtilafları çözmesi noktasında Kuveyt’ten beklentiniz nedir?

Halklar ve hükümetler arasındaki ilişkilerde, işler adalet ve karşılıklı saygıya dayalı birlik ve uyum ekseninde olmalıdır. Halklar ve hükümetler arasında safları birleştirmeyi ve ihtilafları kaldırmayı memnuniyetle karşılıyoruz, bölgedeki tüm ülkeler ve halklarla ilişkilerin gelişmesini istiyoruz. Birlik ve kardeşliği oluşturacak güzel çabalar tüm halklar arasında olmalı.  Komşu ülkelerle iyi ilişkilere sahip olan Kuveyt Emiri başta olmak üzere tüm ülke yetkililerinden bu bağlamda her zamankinden daha fazla çabalamaları bekleniyor. Yıllardır ve hatta İran İslam Devrimi’nin zaferinden önce bile, dış güçler, özellikle de bazı hasta kalpler bölge ülkelerinin zararını istiyor. Kardeşler arasındaki herhangi bir birliği bozmak ve engellemek için komplo kuruyor ve bu kardeşliği tehdit ediyorlar. Gayri meşru menfaatleri için sorunlar yaratıyorlar ve bölgede krizlere sebep oluyorlar.

 

Twitter’da Takip Ediniz. https://twitter.com/TEBRIZHABER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here