Hindistan’da yeni vatandaşlık yasasının onaylanmasından bir yıl sonra Hindistan’daki büyük azınlık sayılan Müslüman topluluğu hala  radikal Hinduların şiddet ve dehşet girişimlerinden duyduğu kaygı ve panik havasında yaşamaya devam etmektedir.  Narendra Modi hükümeti  de  Hinduların  2021 yılındaki oylarını kazanmak için  bu korku ve panik havasını daha da körüklemeye çalışmaktadır.

Güney Asya azınlıkları örgütünün 2020 raporuna göre  Hindistan Halk Partisi- Bharatiya Janata partisinin başında bulunduğu hükümetin geçen yıl iş başına gelmesinden beri  Müslüman azınlık için ortam iyice tehlikeli ve şiddet dolu bir boyuta taşınmıştır.  Bu raporda şu ifadelere de yer verilmiştir:” Medeni ortam dünya genelinde tehlikeli bir durum yaşasa da Hindistan konusunda Müslüman azınlığa karşı şiddet ve tehlike ortamı çok daha hızlı gelişmiştir. Hindistan Müslüman azınlık için  eşsiz bir şekilde tehlikeli ve şiddet dolu bir ortama dönüşmüştür.  ”

 

Güney Asya azınlıkları örgütünün raporunun devamında ise şu ifadeler dikkat çekmektedir:”  Aralık 2019’da  Hindistan vatandaşlık yasası hakkında yeni bir reform kararı çıkartıldı. Bu da özellikle de Müslüman göçmenlere yönelik  durumu zorlaştırdı.  Hindistan parlamentosunun  Aralık 2019’da onayladığı  vatandaşlık hakkı yasası  hükümete  üç komşu ülke olan Pakistan, Afganistan ve Bangladeş’ten gelen Müslüman olmayan sivillere vatandaşlık hakkı verilmesini öngörüyor.  Bu girişim ise  Hindistan’da Müslümanların geniş çaplı itirazlarına yol açmıştır.

Hindistan Halk Partisi iktidara geldiğinden beri ülke genelinde azınlıklara özellikle de Müslümanlara karşı baskı ve şiddet kampanyası başlatmıştır. Tabii ki iktidar partinin Müslümanlara karşı bu tutumu  Hindistan toplumunda yaşayan Müslüman aktivistler, örgütler ve genel olarak da medeni Müslüman toplumunu ciddi şekilde etkilemiştir.  Yeni vatandaşlık yasasının onaylanması ile, radikal Hindular  son bir yılda  farklı bahanelerle Müslümanların hayat koşullarını zorlaştırdı ve onları iyice baskı altına aldı.  Narendra Modi hükümeti de Müslümanlara karşı yasalar onaylatarak, bu Müslümanlarla düşmanlık yapma sürecinde radikalı Hinduların yanında yer aldı.  Hindistan hükümetinin bu siyaseti, Müslümanlara saldırmak için  İslam düşmanlığı yapanlar için  tetikleyici ve teşvik edici unsur oldu.

 

Son haftalarda Müslümanlara yönelik baskıyı ve saldırıları arttıran husus ise Müslüman genç erkeklerin  Hindu ailelerden olan kızlarla evlenmeleridir.

Radikal Hindular bu kez de  Müslüman erkeklerin Hindu kadınlar ile evlenmelerini bahane ederek Müslümanlara saldırmaya başlamışlardır.  Onlar  bu hususun geniş çaplı bir boyuta sahip olduğunu öne sürmüş ve Müslümanların bu yöntem sayesinde  eşlerinin dinlerini değiştirmek istediklerini ve sonuçta Hindistan nüfus yapısını planlı bir şekilde karıştırmak istediklerini iddia etmişlerdir.  Buna rağmen Hinduların bu iddiası temelsiz bir iddiadır.

Aslında Hinduların bu iddiası içi boştur. Çünkü  bu tür evlilikler zaten iki tarafın rızası ile yapılmaktadır. Bu yüzden bir taraf öbür tarafın dinini kabul ederse bu da bir rıza meselesidir.  Tabii ki din veya mezhep seçmek her insanın temel haklarından biridir.   Ancak yüzlerce din veya mezhebin bulunduğu Hindistan toplumunda  Müslümanlar gibi büyük bir azınlık bile temel insani haklarından yoksun olarak yaşıyorlar.  Mevcut hükümetin girişimleri ve destekleri ile bu kez de Hindistan genelinde Müslümanlara düşmanlık yapmak yasal ve meşru bir girişime ve harekete dönüşmüştür.

Hinduların aşırılıkçı İslam karşıtı eylemlerine paralel olarak, Uttar Pradeş yerel hükümeti son dönemde Müslümanlar ve Hindular arasında evliliği yasaklayan bir yasa çıkardı. Bu kanunun amacı, “aşk cihadını” önlemektir. “Aşk cihadı” terimi, İslam karşıtı Hindular tarafından Müslüman erkekleri Hindu kadınlarla evlendirmek için kullanılır. Aşırılık yanlısı Hindular, Müslüman erkeklerin Hindu kadınlarla evlenerek onları dinlerini değiştirmeye zorladığını iddia ediyor.

Uttar Pradeş’te çıkarılan bu yasaya göre, “aşk cihadı” yapanlar 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Yasanın Uttar Pradeş’te onaylanmasının ardından Telegraph gazetesi ise şunları yazdı:” Yaklaşık 40 Hintli Müslüman aile, Hindu milliyetçi bir grubun zulmü nedeniyle Hindistan’ın kuzeyindeki Uttar Pradesş eyaletindeki köylerinden kaçmaya karar verdi.

“Rapora göre, aşırılık yanlısı radikal milliyetçi grup Bajrang Dal’ın bir kaç üyesi, 23 Aralık 2020’de köydeki bir Müslüman dükkân sahibine, bedava sigara vermeyi reddettiği için ateş açtı. Telegraph’ın bildirdiğine göre, dükkanın sahibi ve aile üyeleri saldırıda yaralanmadı. Ancak yaklaşık 600 kadar nüfusu olan köydeki Müslüman azınlık aileleri köyü derhal terk etme kararı aldı. Müslümanlar evlerine “Bu ev satılık, biz bu köyden göç edeceğiz” yazılı tabelalar diktiler. Bu hafta ailesiyle birlikte köyden kaçan 25 yaşındaki Sertac Alem gazeteye şu açıklamalarda bulundu: “Ben ve ailem kendimizi güvende hissetmiyoruz. Hindular bu köyü boşaltmamızı istiyor. Uzun zamandır bize saldırıyor ve taciz ediyorlar.”

The Quint dergisine  göre, en az dört diğer Hint eyaleti, Müslüman erkeklerin Hindu kızlarla evlenmesine karşı bir yasa çıkarmayı düşünüyor. Böyle bir yasanın nedeni, İslam karşıtı Hinduların, çok sayıda Müslüman erkeğin Müslüman olmayan kadınları evlilik yoluyla din değiştirmeye zorlamak için aşık olmuş gibi davranmaları iddialarına dayanıyor. Madhya Pradeş eyaletinin içişleri bakanı daha önce, devletin dolandırıcılık ve baştan çıkarma temelli evlilikleri geçersiz kılma niyetinde olduğunu söylemişti. Hindu kızlarla evlenen Müslüman erkeklere karşı yasa çıkarmayı düşünen eyaletler arasında Haryana, Karnakata ve Assam bulunuyor.

Günümüzde Hindistan’da İslam karşıtlığı ve Müslüman karşıtlığı uyrukluk ve vatandaşlık meselesinin ötesine geçmiş ve Hinduların Müslümanlara saldırıları ve Hintli Müslümanların yaşam koşullarının zorlaştırılması gibi durumları da gündeme getirmiştir.  Bu hususta Narenda Modi hükümetinin de desteğinin durumu daha da körüklediği görülmektedir. 2014 seçimlerini kazandıktan sonra Hindistan Başbakanı Narendra Modi, ülkenin gençlerine ekonomik büyüme, kırsal kalkınma ve iş fırsatların sağlanması amacı ile değişiklikler getireceği sözü  verdi, ancak şimdi partisi azınlıklara özellikle de Müslümanlara yönelik şiddetin alevlerini körüklüyor.Hindistan Halk Partisi- Bharatiya Janata Partisi ve onun Hindu yandaşları, Hindistan’ı Hindu ağırlıklı bir ülke yapmaya çalışıyor. Bharatiya Janata Partisi’nin 2014 genel seçimlerinde 282 sandalye kazanmasına ve Yeni Delhi’de iktidara gelmesine yardım eden asıl kesim de zaten Müslüman karşıtı Hindulardı.  2019’daki Güney Asya Azınlıklar Örgütü Raporu’na göre Hindistan, geçen yaz, iktidardaki Hindu-milliyetçi parti Bharatiya Janata tarafından Cammu ve Keşmir’deki özerkliğin kaldırılmasının ardından “Müslüman azınlıklar için tehlikeli ve şiddet içeren bir yer” haline geldi. Müslümanlar ve Hindular yüzyıllardır Hindistan altkıtasında barış ve uyum içinde birlikte yaşadılar ve ikisi de diğerine üstünlük peşinde olmadılar. Hindistan gibi yüzlerce din ve mezhebe sahip bir ülkede, farklı din ve mezheplerin tüm mensuplarının haklarını tanımaktan başka, istikrara kavuşmanın ve gelişmenin yolu yoktur. Hindistan’da Batı’dan ödünç alınan İslam karşıtı politika, Hindistan’ın büyümesini ve gelişmesini geciktirecek ve onu sonsuz gerilim ve şiddete götürecektir. 200 milyondan fazla Müslümanın temel hakları göz ardı edilemez. Böyle olursa istikrar, güvenlik ve kalkınmadan söz edilemeyecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here